Yazar arşivleri: emre

Sonsöz

SONSÖZ

 

Kitapçığımız burada, şimdilik tamam oldu. Yeni hallerin getirdiği sorular biriktikçe ilâveler yaparak, tekrar basma yoluna gidebiliriz. Rabbimizin, bizleri daim namazda olanlardan hissedar etmesini dileyerek, namazın hakikatine can dostlarım ile birlikte ulaşmamızı niyâz ederim.

Ayşegül

Beşinci Bölüm-Kerahat Vakitleri

BEŞİNCİ BÖLÜM

KERAHET VAKİTLERİ

Namaz kılması tahrimen mekruh, yani günah olan vakitler üç vakittir.

1)   Sabah vaktindeki mekruh vakit: Sabah tan yeri ağardıktan, güneş doğuncaya kadar olan vakittir. Bu vaktin içinde farzlar kılınırsa sahih olmaz, nafileler sahih olursa da tahrimen mekruh olur. Zaruret olursa sadece sabah namazının sünneti kılınabilir. Eğer sabah namazı kılınırken, güneş doğmaya başlarsa, bu namaz sahih olmaz.

2)   Öğle vaktindeki mekruh vakit: güneşin tam tepede olduğu vakittir. Bu vakte zeval vakti denir. Zeval vaktinde, yere bir çubuk dikilmiş olsa, çubuğun gölge boyu, en küçük olduğu zaman zeval başlar. Zeval ile birlikte gölgenin boyu büyümeye başlar. Nihâyet gölgenin boyu, çubuğun kendi boyunun iki misline ulaşınca, İmam-ı Âzam’a göre ikindi vakti başlar. Zeval vakti ile öğlen namazı vakti arasındaki sürede namaz kılınmaz. Mekruhtur.

3)   Akşam vaktinden önceki mekruh vakit: Güneş batmaya başladığından, kayboluncaya kadarki vakittir. Tahmini yirmi dakika kadar sürer. Bu vakitte hiçbir nafile namaz kılınmaz. İkindinin sünneti de kılınmaz. İkindinin farzı, zaruret ile gecikmiş ise kılınır. Bilerek geciktirmemek lâzımdır. İkindi namazı kılarken güneş batmaya başlarsa, bu namaz sahih olur. Kişi akşamı kıldıktan sonra, uçak ile batıya gitse ve gittiği yerde güneşin batışını görse, akşam vakti girince akşam namazını tekrar kılar.

Bu üç mekruh vakitte namaz kılmak mekruh olduğu gibi, sehiv secdesi ve tilâvet secdesi yapmak da mekruhtur.

İkindi namazının vakti, İmam-ı Âzam’a göre bir şeyin gölgesinin, kendisinin iki misli olmasıyla başlar. Diğer İmamların kavline göre ise, bir misli olmasıyla başlar. Türkiye’de ezan her iki görüşe göre okunduğundan, İmam-ı Âzam’a uygun olması için, yazın bir saat, kışın yarım saat kadar sonra kılmakla, Hanefi Mezhebine uyulmuş olur.

NAMAZLARI CEM ETMEK:

Namazları cem etmek demekle, ikindi ile öğlen namazını ve akşam ile yatsı namazını bir arada kılmak anlaşılır. Sabah namazı hiçbir zaman ve hiçbir mezhepte  cem edilmez.

Öğlen ve ikindinin cem edilmesi: Ya ikindi öne alınarak, önce öğlen arkasından ikindi beraber kılınır. Veya öğlen geri bıraktırılarak, önce öğlen arkadan da ikindi bir arada kılınır.

Akşam ve yatsının cem edilmesi: akşam vakti girince önce akşam, sonra yatsı bir arada kılınır. Veya akşam namazı tehir edilerek, yatsı vaktinde önce akşam sonra yatsı bir arada kılınır.

Cem ederken, öndeki namaz önce kılınmalıdır ve niyet ederken cem etmeye niyet ederek, niyetlenmelidir. Her iki namaz kesintisiz olarak bütün bir namazmış gibi kılınır.

Mâliki Mezhebinde: Seferde, hastalıkta, yağmurda ve gece çamurda namazları cem etmek caiz olur.

Şâfii Mezhebinde: Şartlarına uymak üzere, seferde, yağmurda cem edilebilir.

Hambeli Mezhebinde: Seferde, hastalıkta, kadının emzikli olması halinde, abdesti bozan özürlü hallerde, abdest ve teyemmümde zorluk çekenlerde, âmâ olanlarda, yer altında çalışarak namaz vakitlerini takipte zorlananlarda, canından, malından, namusundan korkma hallerinde, maişetine zarar geleceğinden çekinenlerde cem etmeleri caizdir.

Hanefi Mezhebinde: Cem etmek yoktur. Sadece Arafat’ta öğle ve ikindi, Müzdelife’de de akşam ile yatsı cem edilir. Ve cem etmek haccın gereğidir.

Dördüncü Bölüm-Secdeler

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

SECDELER

Üç türlü secde vardır:

1)Sehiv secdesi: namazın usul üzere kılınmasında hata olunca, yapılan secdedir.

2)Tilâvet secdesi: Kuran-ı Kerim’de 14 yerde secde Âyeti vardır. Bu Âyetler okununca hemen secde yapmak gerekir. Kişi “Allah-ü Ekber” der. Elleri, kolları yanındadır. Secdeye varılır. 3 defa “Sübhane Rabbiye’l A’lâ” denir. Sonra secdede iken “okuduğum Âyet hangi manâda ise öyle secde ediyorum, kabul et” diye, duada bulunulur. “ Allah-ü Ekber” diyerek ayağa kalkılır. Eğer hatim ile namaz kılınıyorsa ve namazda iken secde Âyeti okunmuşsa, hemen namazın içinde iken “Allah-ü Ekber” diyerek secdeye varılır, sonra kalkarak namaza kaldığı yerden devam edilir. Tilâvet secdesini yerinde ve zamanında yapmamak, sehiv secdesini gerektirir.

3)Şükür secdesi: Allah’a şükretmek için yapılan secdedir. Namazlardan sonra adet haline getirilerek daimi yapılması mekruhtur. Şükrü içinde hissettiği anda, coşku ile yapmak muteberdir.

 

SEHİV SECDESİ (YANILMA SECDESİ)

Namazın usul üzere kılınmasındaki hatalar sebebiyle sehiv secdesi yapılır. Esas beklenen namazı gafletsiz kılmamızdır. Sehiv secdesini yapmak için bile, hiç olmazsa usulde hata yaptığımızı fark edecek kadar gafletsiz olmamız gerekmektedir. Hz.Peygamberimiz (s.a.v.) “Sizden biriniz namazda yanıldığı zaman, yanılma secdesi yapsın” buyurmuştur. Sehiv secdesi sadece eksikler için değil, fazlalıklar için de yapılır. Çünkü insan namazını gaflet ile kılıyorsa, eksiklik veya fazlalık ile hata yapabilir. Bilerek yapılan hataların kusuru sehiv secdesi ile kapanmaz.

1)Farz olsun veya olmasın, namazda her hangi bir farzın kasten veya sehven terk edilmesi, o namazın tekrar kılınmasını gerektirir. Eğer namazın bir rüknü , bir farzı öne alınmış veya sonraya bırakılmışsa, sehiv secdesi gerekir.

2)Bir vacibin kasten terki veya geciktirilmesi günahtır. Burada sehiv secdesi gerekmez. Namazın iadesi yani tekrar kılınması gerekir. Bir vacibin sehven terk edilmesi, yahut geciktirilmesi ya da öne alınması sehiv secdesi gerektirir. Böylece o noksan düzeltilmiş olur. Namaza olması gerekenin dışında bir şey eklemek veya eksiltmek sehiv secdesi gerektirir.

3)Sünnetlerin kasten veya sehven terki, sehiv secdesini gerektirmez. Fakat kasten terk edilmesi bir kusurdur. Sevap ve faziletten mahrumiyet getirir.

Sehiv Secdesinin Yeri Ve Şekli

Hanefilere göre sehiv secdesinin yeri selâmdan sonradır. Son oturuşta iki tarafa selâmdan sonra “Allah-ü Ekber” denilerek secdeye varılır, üç defa “Sübhane Rabbiyel A’lâ” okunur, sonra tekbir ile doğrulunur. Tekrar tekbir ile secdeye varılıp 3 defa “Sübhane Rabbiyel A’lâ” denir. Tekbir ile doğrulup, Tahiyyat, Salâvatlar ve Rabbenalar okunur, selâm verilir. Sehiv secdesi tamamlanmış olur.

Yalnız sağ tarafa selâm verdikten sonra, sehiv secdesi yapmak daha faziletlidir, ihtiyata da uygundur. Bu sebepten cemaatle kılınan namazlarda, cemaatin etkilenmemesi ve yanlışlık olduğunu idrak etmesi bakımından, sadece sağa selâmdan sonra sehiv  secdesi yapılması tercih edilmiştir.

Cemaatle Namaz Kılma Durumunda Sehiv

Secdesi

Sehiv secdesi imama ve yalnız başına namaz kılana vaciptir. İmama uyan kişi, namazında yanılırsa, o kişiye sehiv secdesi yapmak vacip olmaz. Çünkü bu kişi yalnız başına secde edince imamına muhalefet etmiş olur. Eğer imam yanılmışsa, cemaatin ona uyması vaciptir.

Eğer imamın arkasında kılan kişi müdrik veya mesbuk ise, onun da imamın sehiv secdesine katılması gerekir. (Müdrik: namazın başından sonuna kadar imama uyan kişi.

Mesbuk: bir veya birkaç rekât sonra yetişip, imama uyan kişi)

Eğer imam sehiv secdesini yapmazsa, bu secde cemaatten de düşer. Cemaatin secde etmesi vacip olmaz.

Mesbuk, secdelerde imama uyar, selâmda uymaz.

Biri sehiv secdelerini yaparken yanılsa, ayrıca bir sehiv secdesi daha yapması gerekmez.

Hanefi Mezhebine Göre Sehiv Secdesi Yapılması Gereken Haller

1)   Farz namazların ilk iki rekâtında Fatiha’dan sonra Zamm-ı Sûreyi okumayı terk etmek durumunda, 3. ve 4. rekâtta okur, sehiv secdesi yapar. Eğer okumadığını rükû sırasında hatırlarsa, hemen rükûdan kalkar okur, sonra rükû yapar. Sehiv secdesi gerekir. Eğer Fatiha da okunmamışsa, aynıdır.

2)   Üç veya dört rekâtlı farz namazlarda ilk oturuşu terk etmek.

3)   Son oturuşta teşehhüdü terk etmek. Teşehhüde oturmadan ayağa kalkarsa, oturmadığını secdeden önce fark ettiyse hemen oturur, sonra sehiv secdesi yapar. Secdeye vardığında hatırlarsa, farz namazı nafileye döner, bir rekât daha kılıp, altıncı rekâta oturarak tamamlar.

4)   Dördüncü rekâtta oturup, selâm vermeden beşinciye kalkarsa, eğer secdeye varmadan hatırladı ise oturup selâm verir. Secdeye vardı ise altıncı rekâtı da tamamlayıp sehiv secdesi yapar. Böylece farzı tamamlamış olur, iki rekâta nafile olmuş olur. Akşam ve sabah namazları da aynı şekildedir.

5)   Her rekâtın ikinci secdesi tekrar olduğu için unutulabilir. Eğer unutur ayağa kalkarsa, namazın sonunda terk ettiği secdeyi yerine getirir, sonra da sehiv secdesi yapar.

6)   Ayakta duracakken oturmak veya oturacak iken ayağa kalkmak gibi farzın yerini değiştirmek yahut tehir etmek sehiv secdesini gerektirir.

7)   Zamm-ı sûrenin bir kısmı rükû’da okunursa sehiv secdesi gerekir.

8)   Kıraatin yeri değişirse, meselâ Fatiha, Zamm-ı Sûreden sonra okunursa veya üç veya dördüncü rekâtlarda Fatiha’dan sonra sûre okunursa sehiv secdesi gerekir. Birinci oturuşta Tahiyyattan sonra kalkmayıp, Salli ve Bârik’ten az bir şey okumak bile, üçüncü rekâtı geciktirdiği için sehiv secdesi gerektirir. “Allahüm….” Demek bile gerektirir.

9)   Rükû’ ve secdede tâdil-i erkânı yanılarak terk etmek sehiv secdesi gerektirir.

10)Vitir namazında Kunut dualarını unutan sehiv secdesi yapar.

11)Bir namazda bir rüknü tekrarlamak (iki defa rükû veya üç defa secde gibi) sehiv secdesi gerektirir. Farz namazın 1. ve 2. rekâtında Fatiha’yı tekrarlamak, ya da rükû, sücûd ve teşehhüdde Kur’an okumak sehiv secdesi gerektirir. 3. veya 4. rekâtta Fatiha’yı tekrar okumak sehiv gerektirmez. Çünkü bununla bir vacip terkedilmiş veya geciktirilmiş olmaz.

12)Oturması gerekirken, unutup ayağa kalkan kimse, eğer dizleri yerden ayrılmadan hatırladı ise, oturur. Dizleri yerden ayrıldı ise oturmaz, sehiv secdesi yapar.

13)Kaç rekât kıldığını unutsa, bu olay ilk defa oluyorsa, selâm verip, farzı tekrarlar. Unutmak adet haline gelmişse, düşünür zannı ne tarafta ağır geliyorsa zannının kuvvetine göre kılar. Kuvvetli zannı olmazsa az kıldığını esas alarak kılıp, tamamlar.

14)Namaz kıldığına şüphe eden kimse, vakit çıkmadı ise tekrar kılar, çıktı ise kılmaz.

15)Kaç rekât kıldığını şaşırıp, düşünürken rüknü uzatıp gecikmeye sebep olursa, sehiv secdesi gerekir.

İmamla kılınan namazda: imam kıraatı yüksek sesle okuyacak iken, gizli okuyorsa; ya da yavaş sesle okuyacak iken aşikâre okuyorsa sehiv secdesi gerekir.

Üçüncü Bölüm-İmamet

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

İMAMET

Cemaatle kılınan namazda kendisine uyulan kişiye “İMAM”denir. Bu göreve de “İMAMET” denir.

Bir kimsenin imamlığı aşağıdaki şartlarla sahih olur:

1)   Müslüman olmak,

2)   Akıllı olmak,

3)   Erişkin olmak,

4)   Erkek olmak,

5)   Abdestli ve necasetten temizlenmiş olmak,

6)   Kıraati düzgün olmak,

7)   Rükûnları usulüne uygun yapan olmak,

8)   Başkasına uymuş olmamak,

9)   Özürsüz olmak (kanama, abdestini tutamama gibi)

10)Telâffuzu düzgün olmak,

11)Gafletsiz namaz kılan olmak. (unutmamak)

 

HANEFİ MEZHEBİNE GÖRE İMAMETE LÂYIK OLMA:

İmamlık sorumluluk isteyen, cemaatin uyması sebebiyle uyulacak özellikler gerektiren bir görevdir. Bu bakımdan bir toplulukta cemaat, uymak üzere imamını seçerken bazı özellikleri araştırmalıdır:

1)   İmamlık yapacak olan kişi, fahiş günah ve hatalardan kaçınmış olmalıdır. Namazda farz miktarınca, yetecek kadar  Kur’an Âyetlerini ezberlemiş olmalıdır. Namazın sıhhatini, namazı bozan şeyleri, usulünü iyi bilmelidir.

2)   Kıraat için, tecvit ve tilâvet bakımından en güzel olanlar tercih edilmelidir. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.): “ Allah’ın kitabını en iyi bilen, cemaate imamlık eder. Kıraatte eşit olurlarsa, sünneti en iyi bilen imamlık eder” buyurmuşlardır. (Ebû Mes’ud r.a.)

3)   Şüphelilerden en çok sakınan, takvada önde olan imamlık yapar. Takva, Allah’dan sakınmaktır. Haram olandan uzak durmaktır.

4)   İmamlık yapacak olanların içinde yaş bakımından daha büyük olanlar, daha lâyıktır. Çünkü yaşı daha büyük olanın Allah korkusu daha çok olur. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) İbn-i Ebu Müleyke’ye şöyle buyurmuştur: “ Size en büyüğünüz imamlık etsin”.  (Mâlik b. Huveyris r.a.)

5)   Buraya kadar sayılan şartlarda eşitlik varsa, yani imam olacak kişilerin hepsi de bu şartlara hâiz iseler, içlerinde ahlâkı en güzel olan tercih edilmelidir. Bu ahlâktan kastedilen ise yumuşak huylu ve hayâ sahibi olmadır.

6)   Sonra yüzü güzel olandır.

7)   Sonra neseb bakımından üstün olandır.

8)   Sonra sesi güzel olandır.

9)   Sonra elbisesi en temiz olandır.

Eğer bir cemaatte bu özelliklere sahip çokça imam namzeti varsa kur’a çekilir.

Eğer cemaatin arasında devlet başkanı varsa, ön safa geçirilir, sonra emir geçirilir, sonra kadı, ondan sonra evin sahibi olan kişi geçirilir. Evin sahibi olan kişi kiracı bile olsa, hüküm böyledir. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “ Bir kimse bir kavmi ziyaret ederse, onlara imamlık etmesin, içlerinden biri kendilerine imamlık etsin”. (Mâlik b. Huveyris r.a.)

Beş şeyi imam yapmazsa cemaat de yapmaz:

1)   İmam Kunut dualarını okumazsa, cemaat de okumaz.

2)   İmam dört rekâtlı namazın ikinci rekâtında oturmazsa, cemaat de oturmaz.

3)   İmam secde Âyet’i okuyup, tilâvet secdesi yapmazsa, cemaat de yapmaz.

4)   İmam secde-i sehv yapmazsa, cemaat de yapmaz.

5)   İmam Bayram namazındaki tekbirleri yapmazsa, cemaat de yapmaz.

Dört şeyi imam yapsa da cemaat yapmaz:

1)   İmam  ikiden çok secde yaparsa, cemaat yapmaz.

2)   İmam beşinci rekâta kalkarsa, cemaat kalkmaz, imamı bekler, beraber selâm verirler.

3)   İmam Bayram tekbirini, bir rekâtta üçten çok yaparsa, cemaat yapmaz.

4)   İmam cenaze namazında, dörtten çok tekbir yaparsa, cemaat yapmaz.

On şeyi imam yapmazsa, cemaat yapar:

1)   İftitah tekbirinde el kaldırmak.

2)   “Sübhaneke” okumak.

3)   Rükû’a eğilirken tekbir getirmek.

4)   Rükû’ da tesbih okumak.

5)   Secdeye varırken ve kalkarken tesbih söylemek.

6)   Secdelerde tesbih okumak.

7)   İmam “semiallah-ü limen…” demezse, cemaat “Rabbenâ lekel hamd” der.

8)   Tahiyyattaki okumaları, cemaat tam okur.

9)   Namaz sonunda selâm vermek.

Kurban Bayramı’nda farzdan sonra selâm verir vermez,tekbir okumak.

CEMAAT NAMAZI

CEMAAT NAMAZI

Cemaat ile namaz kılmak, kendi başına kılmaktan daha faziletlidir. Cemaat imam ve ona uyan bir kişi olmak üzere en az iki kişiden oluşur. Uyan kişi çocuk olsa da olur.

“Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan 27 derece daha faziletlidir”. ( İbn-i Ömer,   Hadis-i Şerif)

                 

v CEMAAT NAMAZININ KILINMA ŞEKLİ

 

1)   Cemaat, imama uymaya niyet eder. Cemaatin daha önceden, imamın cemaat namazını kıldırma şeklinden bilgili olması gerekir. Cemaat namazlarında bilinmelidir ki: İmam sabah, akşam, yatsı namazlarının ilk ikişer rekâtında ve vitir namazının her üç rekâtında Fatiha’yı ve zamm-ı sûreyi cemaat duyacak şekilde aşikâre okur. Akşam namazının üçüncü rekâtında, yatsının üçüncü ve dördüncü rekâtında, öğle ve ikindinin bütün rekâtlarında kıraatı gizli okur. Beş vakit namazın hepsinde tekbirleri, tesmi’leri ve selâmları aşikâre ve cemaat duyacak şekilde okur.

2)   Cemaatten her biri imama uymaya niyet eder. “uydum imama, niyet ettim öğlen namazının farzını kılmaya” şeklinde niyet eder. Sonra imam ellerini kaldırarak “Allah-ü Ekber” der. Cemaat de hemen ellerini kaldırarak yavaş sesle “Allah-ü Ekber” der. İmam ve cemaatin hepsi gizli olarak “Sübhaneke”yi okur. İmam gizli olarak “e’uzü besmele” okur. Sonra eğer namaz aşikâre okunarak kılınan namaz ise, imam Fatiha’yı aşikâre olarak okur ve namaza devam eder.

3)   İmama uyanlar tekbirleri gizlice alırlar. Fatiha’nın sonunda gizlice “Âmin” derler. İmama uyan cemaat, Fatiha’yı ve zamm-ı sûreyi okumaz. Sessizce huşû içinde durur. İmam “Allah-ü Ekber” diyerek rükû’a varır. Rükû’da imam ve cemaat gizlice “Sübhane Rabbiyel Azîm” der. İmam rükûdan kalkarken aşikâre olarak “Semiallah-ü limen hamide” ve gizlice “ Rabbenâ ve lekel hamd” der. Cemaat de gizlice “Rabbenâ ve lekel hamd” der. İmam “Allah-ü Ekber” diyerek secdeye varır. Secdede imam ve cemaat gizlice “Sübhane Rabbiye’l A’lâ” der.

4)   İmam ile cemaat birinci oturuşlarda Tahiyyat’ı, ikinci ve son oturuşlarda ise Tahiyyat’ı, Salâvat’ları ve Rabbenâ dualarını gizlice okurlar. İmam aşikâre olarak önce sağa, sonra sola selâm verince cemaat de hemen gizlice selâm vererek, imamdan geriye kalmadan, uymuş olarak namazı tamamlamış olur.

5)   Namazın sünnetlerini imam ve cemaat müstakil olarak kılarlar. Müezzin aşikâre olarak, cemaatin her biri de içinden “Âyet-el kürsi” yi okurlar. Sonra namazın sünnet olan tesbihi çekilir. 33 “sübhanallah”, 33 “elhamdülillah”, 33 “Allah-ü Ekber” çekilir. “sübhanallah” tesbih, “elhamdülillah” tahmid, “Allah-ü Ekber” ise tekbirdir.

6)   Sabah namazında imam ilk rekâtta okuyacağı zamm-ı sûreyi, ikinciye göre daha uzun olanlarından seçer. Böylece hem sünneti yerine getirmiş olur, hem de namazın birinci rekâtına geciken cemaat varsa, onların da yetişmelerine sebep olur

SEFERİLİK

SEFERİLİK

90 km. den uzak bir yerde, 15 günden az kalınacak ise, seferi namaz kılınır. Dört rekât olan farz namazlar iki rekâta indirilerek kılınır.

Yâlâ b. Ümeyye Hz. Ömer’e “Biz neden namazları kısaltarak kılıyoruz, halbuki güven içindeyiz”, diye sormuştur. Hz. Ömer(r.a.) : “Ben de aynı durumu Hz.Resûl (s.a.v.)’e sorduğumda bana şöyle buyurmuştu: Bu Allah’ın size verdiği bir bağıştır, Allah’ın sadakasını kabul edin”. (Müslim)

İbn-i Ömer şöyle diyor: “ Hz. Peygamber(s.a.v.)’e arkadaşlık ettim. O seferlerinde iki rekâttan fazla kılmazdı. Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman da böyle yaparlardı”.( Buhari, Müslim)

Hanefilere göre: Seferi olan kimsenin farz namazlarını kısaltarak kılması vaciptir ve aynı zamanda azimettir. Seferi bu konuyu bildiği halde iki rekâttan fazla kılması caiz değildir. Eğer yanılarak iki rekâttan fazla kılarsa sehiv secdesi yapmalıdır.

Sefere niyet etmenin sahih olması için, 90 km. den uzağa gitmeyi düşünmek, ergenlik çağına girmiş olmak, kendi başına sefer ve ikâmet kararı verebilecek serbestliğe sahip olmak lâzımdır. Seferin başlangıcı, ikâmet ettiği beldenin, şehrin, meskenlerin geçilmesi iledir.

Seferilik konusu ile ilgili diğer hükümler:

1)   Gidilecek yerin hem karadan, hem de denizden yolu olsa, yolcunun gideceği yol esas alınır. Bir beldeye gidilecek yol denizden 70 km, karadan 100 km. olsa; kara yolu ile gidenler seferi, deniz yolu ile gidenler mukîm sayılır. Gidilecek yerin karadan iki yolu olsa ve ikisi de farklı olsa, hüküm aynıdır.

2)   Seferi olan kişi, vatanına döndüğünde seferilik hükmü kalkar. Vatanında kalacağına dair niyet etmesi şart değildir. Fakat vatanından başka yere gidip orada niyetsiz olarak kalsa bile, seferi olmuş olur. Ancak en az 15 gün bu beldede oturmaya niyet etmiş ise, o zaman seferilik hükmünden çıkar.

3)   Seferi olan kimse, bulunduğu yerde kalacağı zamanı önceden tayin edemez de, bugün yarın dönerim diyerek, uzun zaman orada kalmak zorunda kalırsa, hep seferilik hükmünde olur. Namazlarını kısaltarak kılar. Bir kişi bir beldeye gidip, belli işini gördükten sonra dönmek kararında olduğu halde, o kimse o işin 15 günden önce yapılamayacağını bilmiyorsa sefer hükmündedir, mukîm sayılamaz. Eğer işinin 15 günden önce bitmeyeceğini biliyorsa, niyet etmese bile mukîm sayılır.

4)   Seferi olan gittiği yerde 15 günden az kalmaya niyet etse, namazlarını seferi olarak kılar. Meselâ 5. gün durum değişse ve 15 günden fazla kalmaya karar verse, artık  mukîm hükmüne geçmiş olur. Namazlarını da bu hükme göre tam olarak kılar. Tersi olan durumda da böyle olur. Meselâ gittiği yerde 20 gün kalmaya kararlı olsa, mukîm olarak kalır. Sonradan meselâ 7. gün kararını değiştirse ve 12. gün dönmeyi düşünse, o andan itibaren seferi hükmünde olur. Namazlarını seferi olarak kılar.

5)   Bir kimse ikâmet ettiği yerin dışında ayrı ayrı beldelerde sürekli olarak 15 günden az kalsa, bu durum aylar ve hatta yıllar boyu devam etse bile, hep seferidir. Meselâ bir pazarlamacı 5 gün bir yerde, 7 gün başka bir yerde, 10 gün başka bir yerde devamlı dolaşmış olsa, devamlı olarak seferi hükmünde olur.

6)   Seferinin bir müddet ikâmete niyet ettiği yer, ikâmete elverişli olmalıdır. Seferi kişi, denizde, terk edilmiş yerde, ıssız adada, kimsenin olmadığı sahrada seferiliğe niyet etmiş olsa bu niyeti sahih olmaz.

7)   Sefer ve ikâmet halinde, kişinin kendi arzusu ile vermiş olduğu müstakil kararı önemlidir. Başkasına uyarak hareket etme durumunda ise, uyduğu kimsenin niyeti geçerlidir. Bu sebepten asker kumandanının, köle efendisinin, işçi işvereninin, öğrenci öğretmeninin, kadın kocasının niyetine göre mukîm veya seferi olur. Eğer uymuş olduğu kimsenin niyetini tam olarak öğrenememişse, 90 km. mesafeye gidinceye kadar, namazlarını tam kılar, öğrendikten sonra seferi ise kısaltarak kılar.

8)   Mukîmin kazaya kalan namazları sefere çıkması ile; seferinin de kazaya kalan namazları ikâmete niyet etmesi ile değişmez. Onun için ikâmet halinde olan bir kimse, sefer halinde kazaya kalmış namazlarını ikişer rekât kılacağı gibi, sefer halinde bulunan kimse de ikâmet zamanında kazaya kalmış olan namazlarını dörder rekât olarak kılar.

9)   Seferi olan, vakit içinde mukîme uyabilir. İmam eğer var ise mukîm olmalıdır. Mümkün oldukça seferiden olmamalıdır. Seferi, imama uyduğunda mukîm gibi kılmakla, cemaatten ayrı düşmemiş olur. Vakit içinde mukîm imama uymakla, dört rekâtlık farz namazı dört olarak kılar. Ama vaktin dışında ise, mukîme uyması ve dört rekât kılması sahih olmaz.

10)Seferi vakit içinde mukîme uymuş iken namazı bozulsa, bu namazı yine iki rekât olarak kılar. Çünkü imama uyması bozulmuştur.

11)İki beldede birer zevcesi olan kimse, bunlardan hangisinin yanına giderse, mukîm sayılır.

12)Kişi görev yeri gibi daimi ikâmet yerinden, hanımının bulunduğu başka bir yere yahut ailesinin bulunduğu doğum yerine giderse, namazlarını tam olarak kılar. Görev yeri ile kendi memleketi arasındaki mesafe sefer mesafesi olsun veya olmasın hüküm değişmez. Bu durumda bu kişinin iki vatanı bulunmaktadır. Böyle birinin köy, kasaba veya mezrada hanımı bulunmuyor da sadece ev, arazi gibi gelir getiren akarları varsa, namazlarını kısaltarak kılar. Bir kimse kendi, ailesi, ev eşyaları ile başka bir memlekete yerleşirse, hicret söz konusu olur. Bir kimse vazifesinin olduğu yerden ayrılır da başka bir beldeye yerleşirse, ilk vazife yerine geldiği zaman namazlarını kısaltır. Asıl vatanı göç ettiği ve evinin ailesinin bulunduğu yer olmuş olur. Fakat gittiği yere geçici olarak giderse, ilk vazife yerine döndüğü zaman namazlarını tam kılar.

13)Hanefi Mezhebine göre, eğer seferi emniyet içinde bir yerde konaklayıp, yerleşmişse, namazlarının sünnetlerini kılar. Fakat eğer korku ve kaçma durumu varsa işi acele ise ve yolculuğa devam etmek durumunda ise sünnetleri kılmaz.

Seferi olan yola çıktığı zaman henüz seferilik sınırlarına ulaşmadan bir namaz vakti girmiş ise, meselâ daha 40 km. yol almış ve ikindi vakti girmiş ise, ikindiyi dört rekât olarak kısaltmadan kılar. Dönüşte de yola çıktığında seferi olarak bulunduğu mahalden ayrıldıktan sonra, henüz seferilikten kurtulmadan namaz vakti girmişse, namazı mukîm olduğu yere döndükten sonra bile seferi olarak kılar. Çünkü üzerine farz olan vakit, seferilik hükmünde iken olmuştu.

İkinci Bölüm-Namaz Çeşitleri

İKİNCİ BÖLÜM

 

NAMAZ ÇEŞİTLERİ

1)   Farz olan vakit namazları: Farzlar, sünnetler, vacipler, sünnet-i müekkedeler.

2)   Kaza namazları: Vaktinde kılınamayan namazların kazası. Kazalar sadece farzların, bir de Vitr-i vacip’in olur. Niyet ederken ( niyet ettim, borçlu olduğum son öğlen namazının kazasına) denir.

3)   Cuma Namazı: Farz namazlardandır. Dört rekât ilk sünnet, iki rekât cemaatle farz, dört rekât son sünnet.

4)   Bayram Namazı: Ramazan ve Kurban Bayramının ilk günü güneş doğduktan sonra cemaatle iki rekât kılınır. Vacip namazdır. Namaz sırasında alınan tekbirler de vaciptir.

5)   Teravih Namazı: Sünnettir. Yirmi rekât olarak, ramazan boyunca cemaatle veya yalnız kılınır.

6)   Seferi Namaz: Kişinin ikamet ettiği yerden 90 km. uzak bir yerde 15 günden az kalma niyetinde olduğu durumlarda, dört rekâtlık farz namazları iki rekât olarak kılınır. Seferi olarak üzerine farz olan vakit kazaya kalmışsa, kazası da seferi usulü ile yani iki rekât olarak yapılır.

7)   Kuşluk Namazı: Kuşluk vaktinde kılınan nafile namazdır. 4-6-8 rekât olarak kılınabilir.

8)   Teheccüd Namazı: Bu namaz Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sık kıldığı bir nafile namazdır. O’nun sünnetine uyan herkes kılar. Bu konuda Müzzemmil Sûresi nazil olmuştur. Çok makbul olan bir nafile ibadettir. Gecenin 1/3’ünde kılınır.

9)   Küsuf Namazı: Güneş veya Ay tutulduğunda kılınan nafile namazdır.

10)İstiska Namazı: Yağmur için kılınan nafile namazdır.

11)Hasta namazı: Namazı ayakta kılamayanın, oturarak veya yatarak kıldığı namazdır.

12)Şükür namazı: Şükretmek niyeti ile kılınan nafile namazdır.

13)Tesbih Namazı.

14) Duhâ Namazı: Öğle Namazı vaktinden önce, zevalden yani gün ortasından 10 dakika önce dört rekât olarak kılınan namazdır. Sünnettir.

15) Evvâbin Namazı: Akşam namazının farzından sonra kılınan altı rekâtlık namazdır. Sünnettir.

Mescit Namazı: Bir mescide girildiğinde, Peygamberimiz (s.a.v.)in tavsiyeleri gereği iki rekât mescit namazı kılınır.

NAMAZI BOZAN ŞEYLER

NAMAZI BOZAN ŞEYLER

1)   Konuşmak, bir kelime bile olsa bozar. Namaz kılan selâm almaz.

2)   Öksürmek: Özürsüz öksürmek bozar. Okumayı kolaylaştırmak için öksürülüyorsa, bozmaz.

3)   Âyet ve Hadis’te bulunmayan duaları okumak bozar. Dualar Arapça okunur.

4)   Ah, of diye inlemek, uf diye sıkıntı belirtmek bozar.

5)   Ağrı ve üzüntü sebebiyle sesli ağlamak bozar. Hasta iradesiz ağlarsa bozulmaz. Allah korkusu ile sesli de ağlasa bozulmaz.

6)   Aksırana “yerhamükallah” demek bozar.

7)   Kötü habere, “inna lillah…” demek bozar.

8)   C.C. ve (S.A.V.) demek bozar.

9)   İmamdan başkasının duasına  “Âmin” demek bozar.

10)Başkasının sözü ile yer değiştirmek ve safta yer açmak bozar.

11)İmamdan başkasının yanlışını çıkarmak bozar.

12)Az da olsa, unutarak da olsa yemek, içmek bozar. Diş arasında kalmış nohuttan küçük cismi yutmak bozmaz. Ağızdaki ufak bir şeyi üç kere çiğnemek ve eritip, yutmak bozar.

13)Kuran’a veya kâğıda bakarak okumak bozar.

14)Namazdan olmayan fazla hareketler bozar. Bir elin hareketi üçten az ise bozmaz. İki elin hareketi bir defa da olsa bozar.

15)Necis yerde durmak ve secde etmek bozar. Üstüne temiz bir şey sererse bozmaz.

16)Bir rükûnda üç defa “sübhanallah” diyecek kadar avret yeri açılırsa, imamın önüne geçerse veya aynı imama uymuş kadın ile aynı hizada durursa, bozulur.

17)Özürsüz göğsünü kıbleden çevirirse bozulur. Kıbleye karşı 1,5 m yürümek zorunda kalsa bozulmaz.

18)Öpülen veya şehvetle dokunulan kadının namazı bozulur.

19)Kalbinden irtidat edenin (dinden çıkanın, mürted olanın) namazı derhal bozulur.

20)Abdesti, guslü namazda bozulanın, namazı da bozulur.

21)Namaz kılan bir rüknü terk etmiş ve namazdan çıkmadan bu rüknü ifâ etmiş olmazsa, namazı bozulur.

22)Uyursa, teganni ile okursa, yanlış okursa bozulur.

23)Ehl-i tertip (yani beş vakit namazını muntazam kılan), namaz içinde önceki namazını kılmadığını hatırlarsa, kıldığı namazı bozulur.

HER NAMAZI BOZMAYI FARZ KILAN SEBEPLER

HER NAMAZI BOZMAYI FARZ KILAN SEBEPLER

1)   “İmdat” diye bağıran bir kimseyi kurtarmak için,

2)   Kuyuya düşecek âmâyı, boğulanı, yananı kurtarmak için,

3)   Yangını söndürmek için.

4)   Ana, baba, dede, nine çağırınca farz namaz bozulmaz, nafile sünnetler dahil bozulur. Eğer kişinin namazda olduğunu bilerek çağırıyorlarsa nafile de bozulmayabilir.

HER NAMAZI BOZMAYI MÜBAH KILAN SEBEPLER

HER NAMAZI BOZMAYI MÜBAH KILAN SEBEPLER

1)   Yılanı öldürmek için.

2)    Kaçan hayvanı yakalamak için .( koyun v.s.)

3)   Sürüyü kurttan kurtarmak için.

4)   Taşan tencereyi ateşten ayırmak için.

5)   Kıymeti bir dirhem gümüşten az olmayan kendi malını veya başkasına ait malı ziyan olmaktan kurtarmak için.

6)   Abdest ve yel sıkıştırmasından kurtulmak için.

Vaktin geçmesinden veya cemaatin dağılmasından korku olmadığı zaman, meselâ Şafii Mezhebinde olup, yabancı bir kadına eli değdiğini hatırlayıp, abdest almak için bozulabilir.